Doğa, İnsan ve Para ile “Sürdürülebilirlik” Mümkün Mü?

Aslında genel anlamda bakıldığında doğa üretir insanlık faydalanır, insan ise para için üretir.. Buna karşılık para insanı, insan ise doğayı tüketmektedir.. Halbuki doğa ikisini de alt etme gücündedir ve sınırlarına yaklaşıldığında da bu gücünü göstermeye çekinmemektedir.. Yol açtığı yıkımlar hem ekonomileri hemde insan hayatlarını bitirebilir. 

Bu noktada üçünün bir arada olduğu yerde dengeli ve sürdürülebilir bir ilişkiden söz etmek herhalde anlamsız olur.. Ama ne ironidir ki literatürde sürdürülebilirlik kavramı ancak bu üçünün varlığı ve sürdürülebilir olmasıyla mümkün olduğu tartışılır. 

Herhangi bir uygulamanın, ürünün, yasanın vb. sürdürülebilirliğinden söz edebilmek için ekonomik, sosyal ve ekolojik açıdan yaşamın devamlılığını ve dengesini desteklemesini bekleriz.

 Örneğin, yenilenebilir ve temiz bir enerji elde etme biçimi olan rüzgar trübinlerinin sürdürülebilir bir uygulama olduğunu söyleyebilmek için ekonomik açıdan (kısa vadede maliyetleri yüksek iken uzun vadede çok düşük olarak); ekolojik olarak (bir yandan zehirli gaz salınımı yapmazken arılara verdiği zararlar); sosyal olarak (temiz hava ve yeni iş imkanları yaratması) gibi getiri ve götürüleri birlikte irdelenmelidir. 

Doğa, insan ve para ilişkisini göz önüne aldığımızda ortak paydada buluşmalarının ne kadar güç olabileceğini ve gerçekte dünyada gerçekleştirilen sürdürülebilirlik uygulamalarının çok ama çok küçük bir kısmının ana amacı gerçekleştirebildiğini söyleyebiliriz.

İlerde yazacağım yazılarımda sürdürülebilirlik kavramını açacağım, tek tek boyutlarına, uygulamalarına ve bu alanla ilgili gelişmelere yer vereceğim.

Fulya Şenbağcı Özer

surdurulebilirlik. reaching.space

3 Mart 2017 tarihli yazısından

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir